Al-i İmran nedir, ismini nereden almıştır?
Al-i İmran suresinin fazileti.
Âl-i İmrân
sûresi 200 âyettir. Medine’de nâzil olmuştur. İsmini, 33-34. âyetlerde
bahsedilen ve “İmrân Ailesi” mânasına gelen “Âl-i İmrân” kelimesinden almıştır.
Sûreye اَلْكَنْزُ (Kenz), اَلأمَانُ (Emân) ve الطيبة (Tayyibe) gibi isimlerin
yanı sıra, seherlerde istiğfar edenlerden bahsettiğinden سُورَةُ الْإسْتِغْفَارِ
(Sûretü’l-İstiğfâr) ve hidâyet nûrunun parlaklığı sebebiyle de اَلزَّهْرٰي
(Zehrâ) ismi verilmiştir. Mushaf tertibine göre 3, nüzûl sırasına göre 89.
sûredir. Büyük ihtimalle Bedir savaşından sonra başlayarak hicretin 9. senesine
kadar peyderpey inmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’in Bakara sûresinden sonra ikinci uzun
sûresidir.
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİNİN FAZİLETİ
Ele aldığı
mevzulara, ihtiva ettiği ahkâm, kıssa, emir ve yasaklara bakıldığında Âl-i
İmrân sûresinin de tıpkı Bakara sûresi gibi çok önemli, faziletli ve büyük bir
sûre olduğu görülür. Onun fazileti hakkında Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle
buyurur:
“Kur’an’ı
okuyunuz; çünkü o, kıyamet gününde kendisiyle hemhâl olanlara şefaatçi olarak
gelecektir. Zehrâvân’ı yani Bakara ve Âl-i İmrân sûrelerini okuyun[1] çünkü
onlar, kıyamet gününde iki büyük bulut veya iki gölgelik ya da iki kuş sürüsü
hâlinde gelerek kendilerini okuyanları savunacak ve koruyacaklardır.” (Müslim,
Mûsâfirîn 252)
Dipnot:
[1] Bakara
ve Âl-i İmrân sûrelerine, hidâyet nûrlarının parlaklığı ve okuyanlara verilecek
ecrin büyüklüğü sebebiyle, “Zehrâvân” ismi verilmiştir.
Kaynak:
kuranvemeali.com
